Chimera’nın Asırlık Sırrı Çözüldü!
Antalya Çıralı'da yüzyıllardır sönmeyen yanartaşın Doğu Akdeniz'deki
doğalgaz yataklarıyla bağlantılı olduğu ortaya çıktı. Çıralı'nın güneyinde
Akdeniz'in dibinde de doğalgaz çıkışları tespit edildi.
Antalya'nın Kemer ilçesine bağlı
tatil cenneti Çıralı, sahile çok yakın bir bölgede
kayalıklar arasından sızan metan gazının yüzeyde hiç sönmeden yüzyıllardır
yanmasıyla da meşhur. Her yıl yerli ve yabancı binlerce ziyaretçinin akınına
uğrayan ve yeraltından sızan gazın birçok noktada yüzeyde alev alev yandığı
Yanartaş'ın, Chimera olarak adlandırılan mitolojik bir canavarın ağzından çıkan
alevler olduğu da hikaye ediliyor. Asırlardır sönmeyen bu ateşin sırrını çözmek
için hem yurtiçi hem yurtdışından bilim insanları bölgede araştırma ve inceleme
çalışmalarını sürdürüyor.
ÇOK ÖNEMLİ BİR DOĞALGAZ SIZINTISI
Bölgede
incelemeler yapan Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğretim üyesi
Prof. Dr. Fuzuli Yağmurlu, Chimera'nın kendiliğinden
yanan ateş anlamında antik dönemlerden beri bilinen bir bölge olduğunu ve
kutsal kabul edildiğini söyledi. Kendiliğinden yanan ateşin doğalgaz sızıntısı
sonucu meydana geldiğini belirten Prof. Dr. Yağmurlu, Bu bölgede doğalgaz emaresi
varmış ve antik dönemlerde yıldırımların, şimşeklerin etkisiyle belki o
dönemlerdeki insanların etkisiyle yanmaya başlamış. Tabi bu ateş bu bölgede çok
önemli bir doğalgaz sızıntısının olduğunu gösteriyor. Bu, büyük olasılıkla yer
altındaki bir doğalgaz yatağından yeryüzüne sızan gazın oluşturduğu bir sızıntı.
Yer altındaki doğalgaz, basınçlı halde yatağından kayaların çatlakları boyunca
sızarak yüzeye kadar ulaşıyor. Bu şekilde ateş olarak görebiliyoruz" diye
konuştu.
DOĞU AKDENİZ DOĞALGAZ YATAKLARIYLA
BAĞLANTILI
Bu
bölgedeki doğalgazın tek bir noktadan çıkmadığına işaret eden Prof. Dr. Yağmurlu, bulduğu bütün zayıf yüzeylerden çıktığını ve Çıralı bölgesinde
15-20 tane buna benzer sürekli kendiliğinden yanan doğalgaz çıkışları olduğunu
söyledi. Doğalgaz çıkışlarının jeolojik olarak çok önemli olduğuna işaret eden
Prof. Dr. Yağmurlu, şöyle konuştu:
Doğu Akdeniz'in jeolojik yapısı içindeki
konumu da çok önemli. Çünkü Doğu Akdeniz'de Kıbrıs'ın güneyinde İsrail, Levante havzası
olarak isimlendirdiğimiz havza içerisinde son yıllarda doğalgaz
yatakları buldu. Bu doğalgaz yatakları bulunduktan sonra tabi Doğu Akdeniz bölgesinin
önemi doğalgaz ve petrol açısından daha da arttı. Çıralı bölgesindeki
doğalgazı da bu açıdan ele almaya çalıştık. Çünkü Finike- Kaş Kasaba Havzası
olarak bildiğimiz Çıralı havzasındaki doğalgaz, Ters Yer
Havzası ile bağlantılı. Çıralı yöresindeki doğalgazın kökeninin, Kaş
Kasaba Finike Havzası'nı
dolduran Ters Yer Havzası'nın tortuları olduğunu düşünüyoruz. Çünkü buradaki Antalya ofiyolitleri
(yeşil kaya topluluğu), Finike-Kaş Kasaba Havzası'ndaki Ters Yer Havzası tortuları
üzerinde bindirilmiş olarak bulunuyor. Bu doğalgaz da ofiyolitin içerisinden
çıkıyor."
ÇIRALI'NIN GÜNEYİNDE DENİZDE DE DOĞALGAZ VAR
Çıralı'nın güneyindeki bölgelerde çamur
volkanları olduğunu da anlatan Prof. Dr. Yağmurlu, Bunun oluşu da Çıralı'dakine benzer doğalgaz çıkışlarının, Çıralı'nın güneyinde Akdeniz'in dibinde çıktığını da
gösteriyor. Yani deniz tabanında da doğalgaz çıkışları var. Bunu da bu
bölgedeki doğalgaz çıkışının varlığını simgeleyen önemli veriler olarak
değerlendirmek mümkün. Kaş'ın ve Finike'nin güneyinde ayrıntılı jeoloji
ve jeofizik çalışmaları yapmak önemli. Bundan sonra daha da büyük önem
kazanıyor. Hem karada hem denizde doğalgaz aramalarına ağırlık vermemiz
gerekiyor. Türkiye'nin enerji ihtiyacını hızlı
biçimde karşılayabilmek ve doğalgaz açısından dışa bağımlılığını azaltmak için
bu çalışmalara yoğunluk vermek son derece yararlı. Karada ve denizde çalışmalar
yapıldı. Böyle bir çalışmada biz de elimizden geleni yapabiliriz" diye
konuştu.
İTALYANLAR DA ÇOK ÖNEMLİ BULGULAR ELDE ETTİ
Diğer
yandan, durmaksızın yanan ve 'Olimpos'un
Ateşi' olarak da bilinen bu ateşin sırrını çözmek için Roma'da bulunan Ulusal Jeofizik ve Volkanoloji Enstitüsü'nden
Giuseppe Etiope de Romanya'nın Cluj-Napoca kentindeki
Babes-Bolyai Üniversitesi'nden Artur Ionescu ile birlikte bir çalışma yaptı.
Kayalıklar arasında birçok noktada yanan gazın metan olduğu, ancak bu metanın
nereden geldiğinin bilinmediğine ilişkin bilimsel çalışmaya dair yurtdışında
bir makale de yayımlandı.
Geofluids
dergisinde yayımlanan makalede, Yanartaş'ta yüzeyin hemen altında bulunan ve
çok nadir bulunan elementlerden olan rutenyumun metan için bir katalizör etkiye
sahip olduğu anlatıldı. Yanartaş'taki sıcaklıkların rutenyum katalizörlüğündeki
metanın oluşabilmesi için yeterli olduğu belirtilen makalede, işlenmemiş
rutenyumun böyle bir katalizör etkisi gösterebileceğinin de ilk defa
doğrulandığı, bunun da dünyanın herhangi bir yerinde ciddi miktarda abiyotik
metan olabileceği anlamına geldiği kaydedildi. Etiope makalesinde, Yeni bir
hidrokarbon kaynağının önünü açmış olabiliriz" dedi.
TÜRKLER İLGİ GÖSTERMİYOR
Doğa
Koruma ve Milli Parklar Antalya Şube Müdürlüğü'ne bağlı Yanartaş'ın
girişini 5 yıldır işleten Ahmet Coşkun ise Fethiye'den başlayıp Antalya'ya kadar süren tarihi Likya Yolu üzerindeki Yanartaş'la ilgili
bölgede bilim adamlarının sürekli inceleme ve ölçüm yaptığını anlattı.
İlk
olimpiyat ateşi denilerek geçen yıl Soçi'de düzenlenen olimpiyatlara
buradan sembolik ateş götürüldüğünü de belirten Coşkun, Türkler pek bilmiyor
ama yabancılar geliyor. İtalyan, İngiliz, Alman, Rus çok sayıda ülkeden
ziyaretçi var" dedi.


Hiç yorum yok