CHP’den ABD’ye Tepki: ‘Kabul Edilebilir Bir Şey Değil’

CHP Genel Başkan
Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, gündeme dair çeşitli konularda
açıklamalarda bulundu. Tezcan, ABD'nin YPG'ye ağır silahlar vereceğini
açıklamasıyla ilgili “Ne yazık ki Sayın Cumhurbaşkanı ABD’ye gitmeden önce
henüz ön heyet oradayken ABD, YPG'ye ağır silahlar vereceğini ilan etmiş ve bu
konuda karar vermiştir. Bu Türkiye için kabul edilebilir bir şey değil"
dedi. Tezcan, Cumhurbaşkanı'nın bu kararın arkasından ABD ziyaretini ciddi
olarak yeniden değerlendirmesi talebinde bulundu.
Görevden ihraçlara ilişkin
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan şu ifadeleri
kullandı: “Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri bir hukuk devleti
olmanın gereği gibi yutturmaya çalışan yüksek yargı anlayışı bir tarafta devam
ederken; işlerinden, mesleklerinden ihraç edilip haklarını arama imkanı
bulamayan kamu görevlilerinin her türlü demokratik yolu deneyerek haklarını
arama mücadelesini sürdürdüklerini biliyoruz. Özellikle 63. gününe giren açlık
grevinde iki kamu görevlisi Nuriye Gülmen ile Semih Özakça artık ölümle
pençeleşecek kritik eşiğe doğru hızla ilerliyor. Arkadaşlarımız ziyaret
ettiler. Hukuk önünde hakkını arama imkanı bulamayan kendi bedenini direnişin
bir parçası haline getirerek direnenlere ne yazık ki hükümet 63 gün geçmiş
olmasına rağmen ciddi ve vahşet derecesinde diye tabir edebileceğimiz bir
ilgisizlik içinde.”
KILIÇDAROĞLU, NUMAN KURTULMUŞ’A
VE BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM’A AİLELERİN İSTEĞİNİ İLETMİŞTİR
Aileler
hükümet yetkililerinin kendileriyle konuşmasını istiyorlar. Dertlerini
anlatabilmek için canlarını ortaya koyan sevdikleri için hak ettikleri
randevuyu alamıyorlar. Hükümet yetkililerine soruyorum. Öldükleri zaman mı
hatırlayacak ve anlayacaksınız? Bugün Genel Başkanımız Danıştay toplantısında
Numan Kurtulmuş’a ve Başbakan Binali Yıldırım’a iletmiştir. Hükümeti ilgili
sorumlu davranmaya davet ediyoruz.”
“MONŞERLER DİYEREK ALAY
ETTİKLERİ DIŞ İŞLERİ BÜROKRASİSİNİ YOK EDEN ANLAYIŞ”
Türkiye’nin
dış politikasına ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretine
ilişkin Tezcan şöyle konuştu: “Türkiye 15 yıllık Ak Parti iktidarında dış
politikası çökmüş, iflas etmiş bir noktaya sürüklendi. Hepimiz biliyoruz ki dış
işleri politikasının özellikle AK Parti hükümeti tarafından çökertilmek
istemesinin yok edilmek istemesinin vebali çok büyüktür. Bu süreçte monşerler
diyerek alay ettikleri dış işleri bürokrasisini yok edip, devletin dışişleri
birikimini hafızasını yok eden anlayış Türkiye’yi bütün uluslararası ilişkilerde
çaresiz ve ne yapacağını bilmeyen rotası bozuk gemi durumuna düşürmüştür.
ERDOĞAN’IN ABD’YE ZİYARETİ
ÖNCESİ DIŞ İŞLERİ POLİTİKASININ ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜNÜ GÖRDÜK
Bugün
Ak Parti üyesi Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD’ye ziyareti
öncesi tam da bu dış işleri politikasının çürümüşlüğün çarpıcı neticeleri ile
karşı karşıya kaldık.
ABD’YE GÖNDERİLEN ÖN İNCELEME
HEYETİ, DIŞİŞLERİ KADROLARINDAN OLUŞTURULMADI
ABD’ye
gönderilen ön inceleme heyeti, dışişleri kadrolarından oluşturulmadı. Dışişleri
ağırlıklı bir heyet yerine Genel Kurmay Başkanı ve Milli İstihbarat Teşkilatı
Başkanı’nın içinde yer aldığı dışişleri kadrolarının yer almadığı ön inceleme
heyeti gönderilerek orada hangi mesajın verileceği belli olmayan çarpık bir
durum oluşmuştur.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİN
BASİRETSİZ VE ZAYIF POZİSYONDA OLMASI KABUL EDİLEMEZ
Sayın
Cumhurbaşkanı ABD’ye gitmeden önce henüz ön heyet oradayken ABD YPG’ye ağır
silahlar vereceğini ilan etmiş ve bu konuda karar vermiştir. Bu Türkiye için
kabul edilebilir bir şey değil. Türkiye’nin güvenlik anlayışı için NATO
müttefikimiz olan ABD’nin çok ciddi bir problemidir. Hepimizin şiddetle karşı
çıkacağı bir tablo. YPG’ye ağır silahlar verilmesi demek, hem bölge
güvenliğinin hem de Türkiye’ni bütünlüğünün önemli ölçüde tehdit altına
alınması demektir. Böyle ağır bir adımın karşısında başta Cumhurbaşkanlığı
makamı ve hükümet olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti devletinin basiretsiz ve
zayıf pozisyonda olması kabul edilemez.
CUMHURBAŞKANI’NIN BU KARARIN
ARKASINDAN ABD ZİYARETİNİ CİDDİ OLARAK YENİDEN DEĞERLENDİRMESİ GEREKİR
Sayın
Cumhurbaşkanı’nın bu kararın arkasından ABD ziyaretini ciddi olarak yeniden
değerlendirmesi gerekir diye düşünüyoruz.”
(ATATÜRK’E HAKARET EDİLMESİ) “TARİHÇİ
KILIĞINDAKİ SAHTEKÂRLAR, ÖZEL BİR PROJENİN PARÇASIYDI”
Bir
TV kanalında Atatürk’e hakaret edilmesini sert sözlerle eleştiren Tezcan,
“Atatürk’e hakaretin maharet haline geldiği bir döneme girdik. 15 yılık AK
Parti iktidarı döneminde, Atatürk’e kurucu önderimize hakaret etmek bir
iltifat, teşvik meselesi haline gelmiştir. Tarihçi kılığına bürünmüş bazı
sahtekârlar, özelikle iktidar imkânları tarafından semirtilmiş bir takım medya
kuruluşlarına çıkarak isimleri cilalanıp, parlatılıp büyük öner Atatürk’e,
yakınlarına hakaret etmeyi bir maharet haline getirdiklerini görüyoruz. Bunlar
tesadüf değil. Bilinçli olarak milletin gönlünden kurucu önderi, silme
çabasının, projesinin parçası. Bu insanlar kendiliğinden çıkmadı. Tarihçi
kılığındaki sahtekârlar, özel bir projenin parçasıydı. Sadece bunu yapanlara
adli kovuşturma meselesi değil, mesele kurumsal olarak bu saldırıyı yayın
kuruluşunda, siyaset anlayışında yerleştirmek isteyen anlayışı topyekûn terk
etme meselesidir.Ak Parti’nin kadroları için Cumhuriyet dönemi için bir reklam
aralığı var diyenlerin ikbal ve istiklalini güvence altına alındığı tabloda
böyle bir tablonun devam etmesi halinde bu tip hakaretlerin de alt yapısının
özellikle hazırlanacağını biliyoruz. İktidarın toplumda oluşacak algıya karşı
kararlı bir duruş göstermesi gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.
(16 NİSAN REFERANDUMU) “AİHM’İN
İÇTİHAT DEĞİŞİKLİĞİ YAPMASINI SAĞLAYACAK BİR MÜRACAAT OLACAK”
16
Nisan referandumuna değinen Tezcan, “Türkiye, mühürsüz seçimin gayri meşru
ortamında yaşamaya devam ediyor. Mühürsüz seçimin meşru olmayan sonuçlarını konuşmaya
devam edeceğiz. Hukuk mücadelemiz devam ediyor. AİHM’e başvuru noktasında
çalışmalar önemli bir noktaya geldi. Biraz daha süreye ihtiyacımız var. AİHM’in
içtihat değişikliği yapmasını sağlayacak bir müracaat olacak. Ciddi hazırlık
gerekiyor çalışmalarımız devam ediyor. Siyaseti tekelleştirmek değil kolektif
olarak demokrasi ortak paydasında yürüyüşümüz devam edecek” ifadelerini
kullandı.
“CHP MYK REVİZYONU ŞU ANA KADAR
SÖZ KONUSU DEĞİL”
MYK
revizyonu iddiaları ve Muharrem İnce’nin açıklamalarına ilişkin bir soru
üzerine Tezcan, “Tüzüğümüze göre MYK’yı oluşturmak Genel Başkanımızın
yetkisindedir. Şu ana kadar değiştirme konusunda herhangi bir niyeti, adımı
olmamıştır. Sayın İnce, kendi siyasi yaklaşımı doğrultusunda değerlendirmeler
yapabilir. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olduğu dönemden bugüne
parti içi tartışma, ifade düşünce özgürlüğünü en geniş şekilde tanındığı bir
sürecin içindeyiz. Genel başkanımız parti içinde yarışmak isteyen herkesin
önünü açan bir genel başkandır. Bırakın önünü kapatmayı. Parti hukuku ve
disiplini çerçevesinde atılan bütün adımlar meşru adımlar olarak kabul
edilebilir. Bizim ve Genel Başkanımızın itirazı olmaz. Disiplinle ilgili
yapılan çalışmalar, meselenin bir parti içi yarış olmasının ötesinde partinin
disiplin kurallarına aykırı tutumlar çerçevesinde başlatılan soruşturmalardır.
Benim görebildiğim kadarıyla İnce’nin beyanlarında disiplin soruşturmasını
başlatacak bir şey göremedim ama gözümden kaçan bir şey varsa da yetkili
kuruluşlarımız bakar. Kimin ne söylediği değil ne söylendiğine bakılır” diye
konuştu.
“BAŞBAKANIN TAVSİYELERİNE
TEŞEKKÜR EDİYORUZ. TAVSİYELERİNE İHTİYACIMIZ OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUZ”
Başbakan
Binali Yıldırım’ın ‘CHP içi tartışmalara’ ilişkin yaptığı açıklamaları
değerlendirmesi istenen Tezcan, “Ne yazık saray ve sayın Erdoğan işi gücü
olamayan bir çok işe karıştığı için Türkiye bugün bu noktaya geldi. Tarafsızlık
yeminine bağlı kalarak görevini yapsaydı. Üstüne vazife olmayan işleri yapma
konusunda maharetli bir saray tecrübesi edindik. O saray tecrübesini devam
ettiğini de biliyoruz. Sandıktan çıkan ‘hayır’ların bir an önce parçalanması
için saray kaynaklı senaryoların planlandığını da biliyoruz. Sayın genel
başkanımız net açıklamalar yaptı. Sarayda böyle planlar yapılırken, partililer
olarak bu senaryoların parçası değil senaryoları boşa çıkarmak olmalı. Sayın
Başbakan’a ondan daha fazla bir şey söyleyebilmek düşmez. Düşmeyeceğini de
bilir. Bu oyunlar bundan sonra belki büyüyerek devam edecek. Bunun etkisinde
kalmayarak ‘hayır’lı büyük bulaşmayı sağlayabilmeliyiz. Sayın Genel
başkanımızın üslubu konusunda herkes iyi bilir ki; mesele kurt yada kuzu üslubu
değil milleti kucaklama meselesidir. Sayın Başbakanın bu noktadaki tavsiyelerine
teşekkür ediyoruz ama tavsiyelerine ihtiyacımız olduğunu düşünmüyoruz.
“GENEL BAŞKAN’A, ‘BİZ İSTEDİK
AMA NİYE KURULTAYI TOPLAMIYORSUNUZ’ DEME HAKKI KİMSEDE YOK”
Olağanüstü
Kurultay olup olmayacağına yönelik bir soru üzerine Tezcan, “Arkadaşlarımız
sayın Genel Başkanın yetkisini kullanmasını talep ediyorlar. Onların bunun
gerekliliğini söylemesi ne kadar meşru sayılabilirse sayın Genel Başkanın da
olağan kurultay takvimi başlamıştır bundan sonra artık olağanüstü kurultay
yapmanın parti yararı açısından yararlı olduğunu düşünmüyorum deme hakkı
vardır. Sayın Genel Başkan’a, ‘Biz istedik ama niye kurultayı toplamıyorsunuz’
deme hakkı kimsede yoktur. İki yol daha vardır. Buna inana arkadaşlarımız ya
parti meclisini ikan edeceklerdir ya da delegenin yarıdan fazlasını ikna
edeceklerdir. Öyle bir tablo olursa da tüzük uygulanır. Partide olağan kurultay
takvimi başlamıştır” açıklamasında bulundu.

Hiç yorum yok